tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2013 Cuma

Yeni bir umut ışığı kadavralardan kök hücre transferi



Kadavralar organ bekleyen hastalar için uzun yıllardır umut ışığı. Şimdilerde ise kadavralar kök hücre transferi bekleyen hastalar için de umut ışığı olmaya başlıyor. Kişinin ölümünü takiben beş gün içerisinde kemik iliğinden canlı kök hücreler elde edildi. Bu sayede kök hücre tedavisi süren hastalar için yeni bir kaynak oluşturulmuş olunacağı belirtiliyor.

İnsan kemik iliklerinde mezenkimal kök hücreler (MSCs) bulunmaktadır. Bu kök hücreler kıkırdak, kemik ve yağ dokusuna dönüşebilecek özelliklere sahiplerdir. MSCs’ler enjekte edildiği ortamda bulunan hücre tiplerine bağlı olarak gelişimini tamamlarlar. Örneğin kronik kalp problemleri olan hastaların hasarlı kalp dokuları yerine bu hücreler enjekte edilerek sağlıklı kalp dokularının oluşturulması sağlanabilinir.

Diğer doku transferlerinden farklı olarak MSCs’ler vücudun bağışıklık sistemi tarafından reddedilmiyor. Dolayısıyla ölümcül lösemi saldırılarına maruz kalan çocukların tedavisinde de bu kök hücreler kullanılabiliniyor.

Yeteri sayıda kök hücrenin canlı bir organizmadan alınması için çok sayıda farklı hücrelerinden alınması gerek. Bu işlem de kişiler için tehlikeli boyutlarda olabiliyor. Bilim adamları bu kök hücreleri kadavralardan elde edebilir miyiz? diye araştırdılar. MSCs’lerin diğer hücrelere göre çok daha düşük miktarda oksijenli ortamda bir süre daha yaşayabilmesi bu işlemi mümkün kılıyordu.

Araştırmacılar kadavraların parmak kemiklerinden elde ettikleri kök hücreleri laboratuar ortamında gelişip kıkırdak ve yağ hücrelerine dönüşümü sağladılar. Şimdilerde ise bu kök hücreleri sinir ve bağırsak hücrelerine dönüştürmeye çalışıyorlar.

Araştırma ekibinden D’lppolito; canlı organizmalardan alınan sınırlı sayıda hücreye nazaran kadavralardan alınan milyarca hücre ile daha etkili sayıda kök hücre elde ettiklerini belirtiyor.

Stokholm’da rejeneratif tıp araştırmacısı olan Pablo Macchiarini ise ölüm nedeniyle vücuda yayılan bir takım salgıların ve ani sıcaklı düşüşünün kök hücreleri de etkileyebileceği ve bunların tam sağlıklı şekilde kaldığını söyleyebilmek için araştırmaların sürdürülmesi gerektiğini belirterek olaya biraz daha temkinli yaklaşıyor.

Çeşitli yaralanmalar sonucu bir takım göz problemleri yaşayan hastalar için taze kadavralardan korneal kök hücreleri hali hazırda alınıp kullanılmakta. University of College Londan’dan Chris Mason ise canlı organizmalardan kullanılacak korneal kök hücrelerin bu tip tedaviler için daha mantıklı ve sürekli olacağını zira kadavraların alınacak kök hücrelerin eninde sonunda biteceğini belirtmekte.

3 Ocak 2013 Perşembe

Süper antibiyotik panda kanında saklı




Nesli tükenme tehlikesi altında bulunan canlıların arasında yer alan pandalar, insanlığın geleceği için de oldukça önemli bir ilacın üretilmesine katkıda bulunuyor olabilir



Pandaların, aralarında sürekli mesafe bulundurmaları gerektiği insanlar için çok önemli bir özelliğe sahip olduğu anlaşıldı. bilim insanları, panda kanında bulunan güçlü bir antibiyotik bileşiğin, yeni tedaviler geliştirilmesinde büyük rol oynayableceğini ifade etti.

Çin’in Nanjing Tarım Üniversitesi’nde Dr. Xiuwen Yan’ın başını çektiği araştırma ekibi, dev pandaların genomu üzerinde yaptıkları analizlerde, dikkat çekici bir bulgu elde etti. Panda DNA’sı üzerinde yapılan analizler, canlının bağışıklık sisteminde oluşan güçlü bir antibiyotik bileşik tespit etti.

Çinli bilim insanlarının ‘cathelicidin-AM’ olarak adlandırdığı bileşiğin, zararlı bakterileri bir saatten kısa bir süre içinde öldürebildiği belirtildi. Bu süre, tıp dünyasında bugün kullanılan birçok antibiyotiğin etki gösterdiği süreden altı kat daha hızlı.

Dr. Yan, panda kanında gizli olan antibiyotiğin etkisini, İngiliz Daily Telegraph gazetesine anlattı:

"Cathelicidin-AM, ilaçlara direnç gösteren bakteri ve mantarlar dahil olmak üzere çok geniş çaplı mikroorganizmalara karşı önleyici etki gösterdi. Geleneksel antibiyotikler kullanarak mikroorganizmaların dirençlerini artırmak gibi bir risk söz konusuyken, en kısa zamanda yeni mikrop öldürücü ilaçlara ihtiyacımız var” dedi.

ÇOK GÜÇLÜ BİR ANTİBİYOTİK ÜRETİLEBİLİR
Zararlı mikroorganizmalara karşı konulması aşamasında, gen kodlanan anti-mikrobik peptitler önemli rol oynuyor. Peptitler, geleneksel antibiyotiklere kıyasla mikropların daha az direnç göstermesini sağlıyor. Bugüne kadar çeşitli hayvan, bitki ve mikroorganizma türlerinden 1000’den fazla anti-mikrobik peptit elde edildi.

Bilim insanları, cathelicidin-AM bileşiğinin pandalarda olduğu gibi insan kanında da antibiyotik etkisi göstermesi halinde, çok güçlü bir antibiyotiğin geliştirilebileceğini ifade etti. Dr. Yan ve meslektaşları, antibiyotiklere direnç gösteren bakterilerin kökünü kazıyacak yeni bir tedavi geliştirmenin yanı sıra, genel hijyen sağlanması için bir antiseptik de geliştirebileceklerini umduklarını belirtti.