kıyamet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kıyamet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2013 Pazar

Böyle Giderse Kıtlık Kapıda Arılar Yok Oluyor!!!!


2006’dan beri Amerika’daki arı kolonilerinin üçte biri kayboldu. Bize ne demeyin, bu tüm insanlığı çok yakından ilgilendiriyor. İsviçreli yönetmen Marcus Imhoof’un ‘More than Honey’ (‘Baldan fazlası’) adlı belgeselinin de adından anlaşılabileceği üzere arılara sadece eş dostun memleketten getirdiği o muhteşem doğal ballar için ihtiyaç duymuyoruz. Ne yazık ki arılar yediğimiz tüm meyve ve sebzelerin üretimi için şart. Bilindiği üzere bitkilerin üremesi arıların çiçekler arası polen taşımasına bağlı. Dolayısıyla arı yoksa polen, polen yoksa da yemek yok demek oluyor.

Belgeseli bulabilirseniz mutlaka izleyin (buradan konusunu okuyabilir, fragmanını izleyebilirsiniz). Arıların ülkeler arası yolculuklarını, bu yolculuklar sırasında maruz kaldıkları stres unsurlarını (evet, arılar da stres oluyormuş, belgeselde bu da gösteriliyor) ve parazit tehditlerini yakın çekim olarak detayıyla anlatıyor belgesel.

Aşağıdaki görselin de anlattığı gibi sağlıklı kraliçe ve bebek arılar dşındaki arıların giderek artan bir kısmı yok oluyor ve nereye, neden, nasıl, ne zaman gittikleri tam bir muamma. Ölü arı yok. Arıyı bilinmeyen yerlere giderken gören yok. Yok olan arılarla ilgili belgeselde de özetlendiği üzere pek çok teori var. Kimisi ağır endüstri koşullarının arıları strese soktuğunu ve toplu kaçışlar yaşandığını ileri sürüyor, kimisi de buna bir şekilde parazitlerin sebep olduğunu düşünüyor. Ancak hiç bir ihtimali destekleyecek bir kanıt bulunamadı henüz.

Arıların bu esrarengiz kayboluşu tabi ki öncelikle arı üreticilerini, sonra da sebze meyve ve yemiş üreticilerini etkilemeye başladı bile. Biz Türkiye’de çok farkında olmasak da tehlike yavaş yavaş buraya yaklaşıyor. Görselde bu tehdit karşısında yapabileceklerimiz sıralanmış. Bunlar genel olarak arıcılık sektörüne destek vermeyi ve yapabiliyorsak kendi bahçemizde arıların gelebileceği çiçekleri yetiştirmeyi kapsıyor. Bir de kendi arı yetiştiriciliğini yapmaktan bahsediyor ki bu konuyla ilgili TED’de şöyle ilginç bir konuşma vardı.

Belgeselde, Çin’de arı kayıplarından dolayı arıların yaptığı işi yapmaya calışan insanlar da gösteriliyor. Çinliler bile arıların çalışkanlığına yetişemiyor olsa gerek, çünkü arıların bir günde yaptığı işe onların yıllarını vermesi gerekiyor. Arıların sadece bal değil tüm yiyeceklerimizin üçte birinin üretiminde kullanıldığını düşünürsek, durumun vahamiyetine varın siz karar verin.

Kıyametin Ayak Sesleri!!



Rus bilim adamları, “dünyanın manyetik kutuplarının kaymakta olduğunu” tartışıyor. Bu kaymanın dünyayı Hiroşima’ya çevireceğini savunanlar bile var.

Londra Üzerindeki Pembe Işık

Rus bilim adamlarından Kara Kuvvetleri Merkezi Askeri Enstitüsü’nün baş araştırmacısı Yevgeni Shalamberidze, dünyanın manyetik kutuplarının kaymakta olduğunu ve bu kez farklı olduğu iddiasıyla ortalığı karıştırdı. Rus bilim adamları ikiye bölündü.

Sebebi Açıklanamayan Uçak Kazaları

Shalamberidze, manyetik kutupların şimdiden 200 kilometre kadar yer değiştirdiğini açıklarken “Manyetik alanların değişmesi dünyayı koca bir Hiroşima’ya çevirebilir. Yani nükleer kış etkisi yaratabilir. Kuşların, balina ve yunusların yön şaşırması, sebebi açıklanamayan uçak kazaları etkinin işaretleri.” uyarısında da bulunuyor.

Nükleer Kış Etkisi

Yevgeni Shalamberidze “Dünyanın coğrafik kutupları, hep aynı yerde. Ancak manyetik kutuplar şimdiden 200 kilometre kadar kaymış durumda. Bu, küresel anlamda etkili olacaktır. Gezegen, enerjisini, yerkabuğu çatlaklarından boşaltıyor. Bunlar sıkıştığında negatif enerji gezegende kalıyor. Son zamanlarda dünyayı kasıp kavuran bunca doğal felaketin buna bağlı olmadığını kesin bir dille söyleyemeyiz.” dedi.

Pravda Gazetesi’nin internet sitesinde yer alan habere göre; “Manyetik kutupların kayması, atmosferin büyük ölçüde azalmasına yol açabilir, bu da dünyanın eksi 273 dereceye kadar soğumasına, yani nükleer kış benzeri bir durumu yaratabilir ve doğal yaşam yok olabilir”.

19 Ocak 2013 Cumartesi

Dünya bu sondan kaçamayacak

Bilim insanları, Dünya’nın sonuna ait teorilere bir yenisini ekledi. Yeni teoriye göre, her biri, ölen yıldızlarının yanarak sönen çekirdeği tarafından küle dönen yıldız sistemleri, Dünya’nın kaçınılmaz sonuna da ışık tutuyor.
                                   
Gök bilimciler, Hubble Uzay teleskobu aracılığıyla, dört yıldız sisteminin etrafını çevreleyen toz bulutlarını inceledi. Kozmik bulutların her birinde, Dünya’nın yoğunluğunun yüzde 93’ünü oluşturan materyallerin çok fazla miktarda olması, gök bilimcileri şaşırttı.

İngiltere’nin Warwick Üniversitesi’nden Boris Gansicke, “Gördüğümüz şey o ki, yüzyıllarca
ışık yılı uzaklıktaki beyaz cüceler, Dünya’nın nihai sonuna işaret ediyor olabilir” dedi.

Gansicke ve ekibinin beyaz cüceler üzerinde yaptığı araştırma, Cornell Üniversitesi tarafından 1 Mayıs’ta yayımlandı. Beyaz cüceler, uzaya saldıkları yüksek termal enerji nedeniyle düşük bir parlaklığa, bu nedenle de silik bir görünüme sahipler. Beyaz cücelerin yoğunluğu Güneş’e yakın olsa da, hacimleri Dünya’ya yakınlık gösteriyor.
Araştırmacıların bu küçük yıldızlar üzerinde yaptığı araştırma, yıldızın ölüm sancılarının, yakınındaki gezegenleri toz parçacıkları haline indirgediğini, geride sadece çekirdeklerini bıraktığını gösterdi. Araştırma, dünyanın önde gelen astronomi dergilerinden Monthly Notices of the Royal Astronomical Society tarafından kabul edildi.